28 Şubat 2008 Perşembe
TANRI VE ALLAH
Tanrı ve Allah Sözcükleri Üzerine
“Mitolojik tanrı” söylemi yanlıştır :
İlah, "Yer tanrısı, gök tanrısı, güneş tanrısı" vb.. gibi örnekler Tanrı sözcüğünü ilah anlamına düşürmek ve her alanda olduğu gibi dinsel terimlerde de Arapçayı egemen kılmak isteyen anlayışça yapılan bu davranış, dilbilimsel açıdan da yanlıştır. Çünkü Türkçede, ilah anlamında "Kuday"; ilahe anlamındaysa "Umay" sözcükleri vardır. Son dönemlerdeki "mitolojik tanrı" yanlış kullanımı dışında Tanrı sözcüğü hiçbir zaman ilah anlamında kullanılmamıştır. Üstelik dilbilimsel açıdan İslam'daki "Allah" kavramını, İbranice kökenli Allah sözcüğünden çok daha doğru bir biçimde anlatmaktadır. Ayrıca dinsel terimlerin Arapçadan alınmış olması, gizli ancak üzerimizde çok etkin Arap milliyetçiliğinin yansımalarından biridir.
Dinsel terimler konusunda, biz Türkler, bu terimlerin Arapçasını benimserken yine Müslüman olan Farslar (İran) bunlara kendi dillerinden karşılıklar türetmişlerdir. Farsça Rab denildiğinde (ki Farsların da ateşe taparlık geçmişi vardır) tepki göstermeyenler Tanrı denildiğinde bas bas bağırmayı üstelik "Tanrı derseniz cehennemlik olursunuz." diye beyin yıkamayı sürdürmektedirler. (Yaradan denildiğinde de şimdilik sesini çıkarmayan bu insanlar Tanrı sözcüğünü öldürmeyi başarırlarsa bu sözcüğe de saldırmaya başlayacaklardır.)
Bütün dillerde olduğu gibi, İngilizce'de de Allah sözcüğü, yalnızca İngiliz ya da Amerikan kökenli Müslümanların çok küçük bir kesiminde kullanılmakta ve çevirilerde “Allah” değil “God” biçiminde geçmektedir. Tarih boyunca yazılmış bütün İngilizce metinlere ya da herhangi bir metne, günlük bir gazeteye bile, bakılırsa bunun böyle olduğu çok rahat görülür.
Bu bağlamda Arapça '' La ilahe illa Allah'' sözünün Türkçeye “Allah'tan başka tanrı yoktur.'' biçiminde çevrilmesi büyük bir bilimsel yanılgı ve Türkçeyi haince kıyım çabalarına destek vermek olur. Böyle çevrilmesi önerisi, Türkçe sözcüğü ikincil yaparken Arapçasını kutsuyor. "Tanrı'dan başka ilah yoktur." çevirisiyse Türkçe sözcüğü birinci önceliğe almaktadır ve böyle çevrilmelidir. Asıl böyle olursa sözcükler gerçek anlamlarında ve yerli yerinde kullanılmış olur. Çünkü Tanrı sözcüğü en eski Türkçe döneminden beri sıfat değil özel addır ve tek bir kavramı karşılamaktadır.
Tanrı sözcüğü Türklerde, her zaman, tek bir kavramı karşılamıştır. Türkler tek bir “Yaradan”a inanmıştır. Oysa "Allah" sözcüğünün kökenbilimsel (etimolojik) anlamı "ilahların ilahı, en büyük ilah" olup İslam yeryüzüne inmeden önceki Arapçada var olan ve o dönemdeki el yapımı en büyük put için kullanılan bir sözcüktür. Allah sözcüğünün bugünkü İslam anlayışındaki kavrama gelmesi İslam'ın gelmesinden sonra, zaman içinde, olmuştur. Kaldı ki, çağdaş Arapça'da bile, Allah sözcüğünün yan anlamlarından birinin put olarak kullanıldığı metinlere rastlamak olanaklıdır.
Bizi kavram kargaşasına götüren de Türkçe'yi önemsemeyip Arapçasını, Farsçasını ve son dönemde de batı kaynaklısını yeğliyor olmamızdır.
kaynak:
http://www.edebiyatogretmeni.net/dililedin.htm
23 Şubat 2008 Cumartesi
VARSIN YOKSUN
aşktan böyle korkmak niye diye
bir sor şu kalbine, onun aşkla derdi ne
kır şu zincirleri çarpsın yine
varsın yoksun sen sarhoşsun
aşktan böyle korkmak niye
bir sen mi kayboldun bu aşk denizinde
bense yok oldum nefesinde
yollar uzun düşler kısa
sevgi gerçek yalan olan aşk mı yar
bir sen kaldın aşk tatmayan şu dünyada
kandırma kendini bak aşk tam karşında
varsın yoksun sen sarhoşsun
aşktan böyle korkmak niye
bir sen mi kayboldun bu aşk denizinde
bense yok oldum nefesinde
22 Şubat 2008 Cuma
CAM KENARI DÜŞLERİ

Bir cam kenarında oturup
Düşlerimi işliyorum
Tel tel, tek tek...
Birisi de benim düşlerimi
-Belki bir gün-
İşler mi diye bekliyorum
Bir cam kenarında oturup...
Ne düşler görüyorum
Ne düşler!
Sana dokunabiliyorum,
Ki komik.
Ve korkmadan, usulca
Gözyaşlarını öpüyorum
Düşte bile silemiyorum
Öpmekle yetinmek,
Yetinmeyi bilmek lazım
Bir cam kenarında oturup
Camı seyrediyorum
Dışarıyı değil.
Hem senin olmadığın
Hiçbir yer
İzlenmeye değer değil.
Bir cam kenarında oturup
Duruyorum.
Düşler yüzüme
Çarpıp
Duruyorlar.
Ben de düşlüyorum çaresiz
Seni...
Bir bilsen
Nasıl sevdiğimi
Bir bilsen
Düşlerimde
Neler düşlediğimi...
21.02.2008/perşembe,
*ELanor
EL SEXTO SENTIDO
ediyorum. FarkLı türLerden aL
bümLerLe yinekarşınızda oLacağım :P
ThaLia'nın eL sexto sentido aLbümü tapılası bir albümdür. thalia'nın güzel sesinin güzel şarkılarla birleşmesi sonucunda oluşan atom bombasıdır bir nevi. çıkış parçası için seçilen şarkı amar sin ser amada ilk dinlenildiğinde kulağa hit olabilecek bir şarkı gibi gelmese de aslında sevilmeden seven herkesin ortak hislerine tercüman olan dadından yinmez bir parçadır. seduccion bildiğiniz bütün pop şarkılarından farklı bir şekilde, uzun süre dinleseniz de sizi kendinden bıktırmaz; dinledikçe dinlersiniz. yalnız klibi basit kaçmış kanımca, eklemeden geçemeyeceğim. un sueño para dos... hani bazı şarkılar olur, hareketlidir aslında müzikal açıdan ama sözleri insanda anlaşılmaz bir hüzün etkisi yapar ya, işte bu şarkı da onlardan. sabe bien, thalia'nın ateşli vokaliyle öne çıkan kıpır kıpır bir şarkı. 24000 besos ya da 24000 baci -albüm versiyonuna göre ismi değişmekte- besame mucho klasiğini günümüz popuyla güzelce sentezleyen, hoş bir çalışma. olvidame... bu şarkıya bir de klip gelmişti. genel itibariyle hoş bir klipti ama thalia'nın neden devasa bir amerikan bayrağının önünde böylesine romantik bir şarkıyı söylediğini anlamadım. anladım da, hadi anlamazlığa geliyorum kendisine olan büyük sevgimden dolayı. klibi bir kenara bırakırsak, olvidame daha ilk saniyesinden son saniyesine kadar insanı yerden yere vuran bir parça. eğer hayatınızın bir döneminde çok sevdiğiniz bir insandan severek ayrılmak zorunda kaldıysanız, bu şarkı tam da sizi anlatıyor. no puedo vivir sin ti albümde ilk dinlenilişte sarmayan tek şarkı sanırım. bu şarkıyı sevebilmek için diğerlerinden 2-3 kat daha fazla dinlemeniz gerekmekte zira. ama yine de güzel. no me voy a quebrar, thalia'nın timbiriche'den bu yana yaptığı tüm çalışmalarda asıl sounduna en yakın parça olmuş. thalia 2002'de tu y yo, vueltas en el aire ve heridas en el alma'yı sevdiyseniz, buna bayılacaksınız. güçlü bir kadından güçlü aforizmalar... loca, yine olvidame tadına delip geçen bir romantik şarkı. birisine öylesine aşık olursunuz da, kendinizi hayattan, insanlardan ve hobilerinizden soyutlarsınız ya, bu şarkı işte tam da bunu anlatıyor. empezar de 0 (cero) hayata sıfırdan başlayan ve çok kısa zamanda yeniden aşık olabilmeyi bekleyen bir kadının coşkulu bir marşı gibi sanki. özellikle sözlü ritimlerine hastayım efenim. amor prohibido, ünlü latin şarkıcı selena'ya bir saygı duruşu. you know he never loved you, seduction ve a dream for two şarkıları amar sin ser amada, seduccion ve un sueño para dos'un ingilizce versiyonları. bana sorarsanız, tamamen gereksiz. thalia hep ispanyolca şarkı söylesin, o güzel sesine en güzel anadili yakışıyor çünkü.ve gelelim bir de kliple taçlandırılmış "un alma senteciada"ya. yani "mahkum edilmiş bir ruh." girişi bile "dikkat dikkat az sonra durduk yerde adamin amina koyan şarkılardan bir tanesi başlayacak" diyor. üstelik çok da yalın bir şarkı. sadeliğin güzelliği var üstünde sanki. son olarak illa en iyi şekilde nasıl tanımlayabiliriz bu şarkıyı sorusuna cevap verilecekse o cevap şu olmalı; "y él vendrá, cuando menos te lo esperes."
20 Şubat 2008 Çarşamba
BİR AN İÇİN
hangisi önce kırıldı hangisi sağlam kaldı
çek kopar içini saran kabuk kabuk yaraları
hadi al götür içimde kalan o zehirli anıları
yağmurum ol sulansın gözlerim
her damlada taşsın nehirlerim
hiç gitme hep kal isterim
okyanus olsun yüreğim
bir an için ümitlendim belki benim olursun diye
yalan aşkı kabullendim yalan olsan da gel yine
bir an için ümitlendim belki beni seversin diye
yalan aşka göğüs gerdim rüzgarım ol es yine
gözlerin kalp ağrısı sözlerin aşk sancısı
hangisi önce acıdı hangisi kırık kaldı
17 Şubat 2008 Pazar
KALPSİZ

söyle bana sebepsiz affeder mi aşk?
1 Şubat 2008 Cuma
Mİ
29 Ocak 2008 Salı
BİLİYORUM SANA GİDEN
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni
Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi
Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini
Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli
Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki
Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği
Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki
Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini
Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri
Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi...
Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki
Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki
İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:
Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri
*Cemal Süreya
20 Ocak 2008 Pazar
SEVILMEDEN SEVMEK
AMAR SIN SER AMADA
Todo ese tiempo, he tenido q escucharte,
Q comprenderte, q consolarte
Sé que la vida no te ha sido tan sencilla
Pero ya es tiempo para olvidarse
Sé q es dificíL arrancar todo de nuevo
Q tus heridas te han marcado para siempre
Pero no pienses q sufrir no te ha servido
Es una forma de aprender a no volver al cometer el mismo error!
Amar sin ser amada es una puñalada
No volver equicovarme mas, nunca mas
Amar sin ser amada, quedar abandonada
No piensas someterme mas a otro amor
Que no puedo no volver, todo lo que yo le doy
Todo lo que le confié, nunca mas volveré
Amar sin ser amada deja mi alma quebrada
Pero al fin puedo aprender
Parace un karma algun pecado del casado
Es un castigo no merecido
Entragar todo el corazon sin condiciones
Y recibir tan solo desilusiones
No eres la unica q esta mal ha sufrido
No es un consuelo ya sucedido
Pero no sigo sufrimiento sin sentido
Es una forma de aprender a no volver al cometer el mismo error!
SEVİLMEDEN SEVMEK
Tüm bu zaman boyunca
Seni dinlemeye, anlamaya ve teselli etmeye çalıştım
Hayatın sana karşı hiç de iyi davranmadığını biliyorum
Ama artık herşeyi unutma zamanı
Yeniden başlamanın zorluğundan,
Acılarının hep kalbinde kalacağından eminim
Ama acılarının hâlâ devam edeceğini düşünme
Aynı hatayı bir kere daha tekrarlamamak bir erdemdir
Sevilmeden sevmek bir bıçak darbesi
Beni bir kez daha kandırmaya çalışma, bir daha asla
Sevilmeden sevmek, terk edilmek...
Bir aşka da boyun eğeceğimi düşünme
Senin için yaptıklarımdan, söylediklerimden
Geri dönemem
Sevilmeden sevmek ruhumu paramparça etti
Ama hiç değilse artık öğrendim
Belki de geçmişte yaptığım bir günahın bedeliydi
Yine de hak etmediğim bir ceza oldu
Kayıtsız şartsız bütün kalplere girebilmek
Ve en sonunda hayal kırıklığına uğrayan olmak...
Bu kadar acı çeken bir tek sen değilsin
Tüm bu sözler bir teselli olamaz
Ama hiçbir şey hissetmeden de acı yaşanmaz
Aynı hatayı bir kere daha tekrarlamamak bir erdemdir
7 Ocak 2008 Pazartesi
TAKVİM
ne çabuk geçiyor upuzun günler geceler
"daha dün gibi" derler ya hani
meğer herkes kurarmış böyle cümleler
vakit geçmek bilmezdi oysa
hangi ara koptu yaprak yaprak takvimler
"akarken biriktir" derler ya
kasam boş, kalbim kırık, elde yine hüzünler
pişman çok pişmanım esasen
ama çok korkuyorum ya reddedersen
gururdan mı nedendir artık
e sen gel kendini alt edersen
evimi ocağımı, yuvamın sıcağını
yarimin kucağını bıraktım
her günahın tadına, dünyanın batağına
batacağım kadar battım
meğer herkes tanışıyormuş bir gün mutlaka
gerçeğin ta kendisiyle
insan buna da alışıyormuş
insan dayanıyormuş bütün gücüyle
~ Ferhat Göçer
6 Ocak 2008 Pazar
GEL Kİ ŞAFAKLAR TUTUŞSUN
Kan ve barut içinden
Dirençle gel kinle gel
Gel gülüm gel
Gel gülüm gel
Gel ki geceler çatlasın
Gel ki Şafaklar tutuşsun
Bizim olsun alınterimiz (hey)
Bizim olsun emeğimiz (hey)
Yağmur sele dönende
Derelerden taş da gel
Biz kavgaya girende
Sevdalara düş de gel
Gel gülüm gel
Gel gülüm gel
Doluşunca alanlar
Şehirde gel kırda gel
Haykırınca zindanlar
Zincirleri kırda gel
Gel gülüm gel
Gel gülüm gel
Gel ki geceler çatlasın
Gel ki Şafaklar tutuşsun
Bizim olsun alınterimiz (hey)
Bizim olsun emeğimiz (hey)
*Grup Yorum
